Bir Afrika Rüyası

Nazlı Aydın 03.10.2018
Üzerinden uzunca zaman geçmeden bende yarattığı etkiyi unutmadan önce Afrika maceramızı hemen yazmak ve sizlerle paylaşmak istiyorum :)



Afrika tatili hayatımda yaptığım en farklı ve egzotik tatillerden biriydi.
Beni insanın yaşamak için temelde ama gerçekten sadece ''en basit'' anlamda neye ihtiyacı varı sorgulamaya iten bir gezi oldu.
Biz özellikle denk getirmedik ancak şansımıza tam da hayvanların Serengeti'den Masai Mara'ya göç ettiği ''Büyük Göç'' zamanında Ağustos ayının son yarısında gittik.
Bu dönem hayvanların sürüler halinde göç etme şölenini izlemek için eşsiz bir zaman.





Gezimizi nasıl planladık?
Afrika'ya turla gitmek oldukça pahalı o nedenle biz de kendimiz gitmeyi tercih ettik.
Afrika seyahati çok ucuz bir seyahat değil kabul ediyorum ancak eğer planlı programlı önceden adım adım harcamalarınızı yaparak ilerlediğiniz bir seyahat olursa imkansız bir tatil de değil.
Nerdeyse bir sene önceden biletlerimizi Türk Hava Yolları ile İstanbul-Nairobi direkt uçuşuna aldık.
Giderken vize almanız gerekiyor ancak çok kolay internetten 15-20 gün öncesinde başvurarak online çıktısını alıp gidebileceğiniz gibi veya ülkeye girerken de bu işlemi yapabilirsiniz. 50 dolar gibi bir ücretle vizenizi alabiliyorsunuz.






Nerelere gittik?
Detaylarını aşağıda ayrıca paylaşacağım ancak biz Afrika'da Masai Mara, Nairobi ve Zanzibar'a gittik.
Tüm bu gezimizi 14 günde tamamladık.
İlk olarak İstanbul'dan direkt uçuşla Nairobi'ye indikten sonra 6 saatlik araba yolculuğu ile vahşi yaşam'ın göbeğinde olan Masai Mara'ya gittik.
Safarimizi tamamladıktan sonra Nairobi merkeze dönerek şehir merkezini gezdik.
Sonrasında Nairobi'den uçuşla son lokasyonumuz olan Zanzibar'a geçtik.
Şimdi tüm bu lokasyonlarda neler yaptık birlikte bakalım:)






Masai Mara
Yıllardır belgesellerde izlediğim o yaşamın tam da göbeği olan Masai Mara bu gezinin en ama en çok merak ettiğim yeriydi.
Aslan, Bizon, Leopar, Çıta, Fil, Zebra vb. tüm bu vahşi hayvanları el değmemiş kendi alanlarında görmek çok ama çok heyecan vericiydi.
Vahşi yaşam olduğu için haliyle şehir merkezinden epey uzağa gitmeniz gerekiyor.
Nairobi'de havalanından 6 saatlik bir otobüs yolculuğu ile buraya ulaşıyorsunuz.
Bu otobüs yolculuğu baya yol olmayan nerdeyse oturduğunuz koltukta engebeli yolların da etkisiyle masaj yapılırcasına sallana sallana gittiğiniz oldukça tozlu bir yol.
Afrika halkının yaşamını, evlerini, dükkanlarını izleye izleye gitttiğiniz belgesel tadında bir yolculuk.








Rengarenk Afrika evlerini ve yaşamını film gibi izleyerek nefis anlar yaşadık.
Oldukça fakir ancak renkli yaşamlar gördük.



Uzun yolculuğun ardından Masai Mara'ya vardık.
Burası yazdıklarımla ne kadar anlaşılır çok emin değilim, o kadar yaşanılası güzellikteydi ancak dilimin yettiğince paylaşıyorum:)
Uçsuz bucaksız el değmemiş, sarıya yakın otlarla kaplı seyrek ancak çok özel ve güzel ağaçların olduğu sonsuzluğa uzanan düzlük bir arazi düşünün.





O arazinin sonsuz büyüklükte ve dinginlikte olduğunu hayal edin.
Zebralar otluyor, Ceylanlar dinleniyor, Filler yavruları ile oynaşıyor, ordan bir yaban domuzu homurdanıyor, bir deve kuşu en komik haliyle aranıyor ve bunun gibi neler neler.
Biz buradaki safarimizi www.safaribookings.com'dan Kenyawalk adında yerel bir safari turu ile yazışarak organize ettik.
Tur kalacağınız yer, yemekler ve alanda safari yapacağınız bir tur rehberini içeriyor.





Lake Naivasha, Yeşil Krater göl yürüyüşü, Uluslararası Masai Mara parkını sırayla gezdiriyor.
Tur rehberi ile gün ağarmadan kalkıp vahşi yaşamı tüm gün izleme şansınız oluyor.
Üstü açık safari aracı ile çok ama çok keyifli 5 gün geçirdik.
Hayvanları otlarken, av ararken, avlanıp beslenirken, çiftleşirken her haliyle görmek için anları kovaladığınız belgesel tadında eşsiz bir deneyim.








Burda ayrıca kabile hayatını da görme şansınız oluyor.
Masai Mara kabilesinin yaşam alanlarını ve insanlarını gördüğümde bir kere daha beynimden vuruldum diyebilirim.
Bu kabilenin 9-12 Metrekarelik innek tezzeğinden yaptıkları evleri var.






Yaşadıkları alan okadar dar ve küçükki başınızı eğerek evlerine girmek zorunda kalıyorsunuz, içeride elektrik yok biz telefon ışıklarımız ile içeriyi aydınlatarak girdik.
Burada sadece yere yattıkları bir alan var ve hem içeriyi sıcak tutmak hem de yemek yapmak için kullandıkları bir ocak var.
Bizler için içeride nefes almak bile zor diyelim:)
Sularını dereden içiyorlar, yemeklerini inek vb. avlayarak yiyorlar ancak vahşi yaşamdaki aslan, zebra vb. hayvanları avlamıyorlar.
Ancak ve ancak yolunu kaybetmiş bir aslan onlara zarar vermek üzere yaşam alanlarına girerse öldürüyorlar.
Evet yanlış duymadınız bu kabile aslanlar dahil vahşi hayvanları saldırmaları halinde öldürüyor.
Hatta youtubeda Masai Mara savaşçılarının aslan hikayeleri videolarını izlerseniz canlı canlı aslanın gözlerinin içine bakarak özgüvenle nasıl yemeğini elinden aldığını izlediğinizde şok olabilirsiniz.
O fakirliğe ve yokluğa rağmen yaşam enerjileri ve gözlerindeki ışığa hayran kalmamak elde değil.








Nairobi
Normalde Nairobi sadece uçakla geçiş lokasyonumuz olduğu için çok uzun zaman geçirmedik burda ancak gitmişken de görelim dedik.
Buraya gitmeden yaptığımız araştırmalar bizi biraz korkuttu açıkcası.
Özellikle belli bir saatten sonra güvenlik problemlerinin yaşandığına dair okuduklarımız enteresan geldi.
Kaldığımız bölge zenginlerin olduğu expat yöneticilerin yaşadığı bir bölge olmasına rağmen çevredeki tüm otel ve binaların çevresi güvenlik nedeniyle epey yüksek olmasına rağmen elektrikli tellerle çevriliydi.
Biz burda merkezde bir günümüzü geçirdikten sonra vahşi yaşamda gördüğümüz hayvanların etlerini yemek üzere güzel bir restorana gittik.
Neler yediğimizin detaylarından ayrıca bahsedeceğim.
Gittiğimiz restoranı yolunuz düşerse öneririm çok güzeldi, Fogo Gaucho.












Zanzibar
Zanzibar Afrika'ya gidip o kadar yolu almışken buraya da uğramadan dönmeyelim diye gittiğimiz bir yerdi.
Gerçekten de uğranmadan dönülmemesi gereken bir adaymış.
Nairobi'den 1 saatlik bir uçuşla Zanzibar'a geçiyorsunuz.
Bu adanın haritadan küçücük göründüğüne bakmayın bir ucundan bir ucu 1,5-2 saate yakın sürüyor.
Ada epey pahalı, ülkenin para birimi oldukça değersiz ve enflasyon epey yüksek olduğu ve bir de oldukça turistik olduğu için herşey pahalı.
Bahsettiğim taksi yolculuğu normalde 70 Dolar ancak sıkı bir pazarlıkla 30 Dolara kadar indirebilirsiniz. Ama ciddi bir pazarlıkçıysanız:)
Bizim de paramızın son dönemde kaybettiği değeri düşünecek olursak:), dolar cinsinden epey zorladı bu ada bizi tabi:)
Otellerde önceden yer ayırtmakta fayda var keza onlarda aynı şekilde.








Zanzibarda Stone Town denilen merkez bölgesine 1 gece 2 gün ayırmanız yeterli, asıl ada, masmavi okyanus tatili için Kiwengwa veya ileri bölgelerden birinde kalmanızı öneririm.
Okyanusa girmek bu bölgelerde daha güzel.
Masmavi okyanusun bembeyaz kumların keyfini çıkarmalık rüya gibi bir yer.
Kaldığımız otele gelince, biz harika bir italyanın hem şefi hem sahibi olduğu ''Kiwengwa Resort Otel'de'' kaldık.
Kiwengwa bölgesinde kalıyorsanız sadece kaldığınız otel veya yakın otellerde yemek bulabilirsiniz. Çevrede restaurant veya market bulmak imkansız gibi. Tam bir ıssız ada konsepti desek yeridir.
Türkiye'de aynı parayı ödeyerek çok daha lüks otellerde kalma şansınız varken burda ödenen fiyata bize göre ortalamanın altında otellerde kalabilirsiniz şaşırmayın.
Lüks otellerin ise oldukça uçuk fiyatları olduğunu söyleyebilirim.
O nedenle gideceğiniz oteli iyi seçmekte fayda var.
Yemekleri iyi ve güvenilir olan bir yere gitmek iyi olabilir çünkü, deniz ürünlerinden dolayı besin zehirlenmesi yaşanan birçok otel yorumu da görmedik değil.
Gitmişken tatil burnunuzdan gelmesin:)
Bizim kaldığımız otelin yemekleri tam bir İtalyan sofrasıydı ve çok lezzetli yemekleri vardı.
Zanzibar'da sahilde Afrikalı yerliler peşinizden gelebilir devamlı size tekne turu, yöresel eşyalar vb. turistik şeyler satmak için muhabbet etmeye çalışıyorlar. Oldukça enteresan giyim tarzları ile sahilde dikkat çekmemeleri imkansız.




Okyanus gel-git nedeniyle sabahları olabildiğince çekiliyor.
Çok enteresandır, okyanusun ortasında çekildiğinde görebileceğiniz su içinde tarlalar var ve her çekildiğinde çiftçiler gelerek bu tarlaları besliyor, ekiyor ve öğleden sonra tüm bu sığ yerler doluyor.
Sabahları okyanus çekildiğinde normalde su ile doluyken en derinde gibi gözüken yerlerde yürüyebiliyorsunuz ve deniz yıldızı, mürekkep balığı, envai farklılıkta yengeçler, enteresan deniz canlıları görmek mümkün olabiliyor, çok ama güzeller:)
Öğleden sonra yerini full dolu yeniden gelen suyla dolu bir okyanus alıyor.
İster yüzmek için isterseniz sörf yapmak için...
Stone Towna gelecek olursak bence buraya da gitmeden dönmemek lazım bazı tarihi binalar ve sokakları oldukça otantik caddelerde yürümek, gün batımını izleyebileceğiniz bir cafede oturmak alternatifler arasında kalabilir. Adada bu bölgede restaurant ve cafeler var.



Biz Stone Town'da Hilton otelinde kalmayı tercih ettik.
Dedim ya otel standartları aynı değil dolayısıyla da Hilton Oteli bile beklediğimiz standartlarda değildi:)
Onu bilerek gitmenizde fayda var.
Stone Town'a gittiğinizde akşam mutlaka ''Street Food'' dedikleri envai çeşitte deniz ürünlerini bulacağınız sokak şölenine uğrayın.
Her gün 7.30 itibariyle başlıyor.
Farklı bir deneyim yaşamak isterseniz görün derim. Full deniz ürünleri pişiriliyor ve Avrupa'dan çok turist buraya yemekler denemeye geliyor.



Ne Yedik?
Aslında aralarda ne yediğimizden kısmen bahsettim ancak genel olarak kültürel çok yemek olmadığını söyleyebilirim.
Baharatla doldurdukları pilav, et, makarnalar ve lahana salataları var çoğu yerde.
Tayland, Endonezya, Hindistan yemeklerini sevmeme rağmen burda fakirlikten midir nedendir bilmem doya doya yemek yiyemedim gibi hissediyorum çünkü damak tadıma çok uymadı gibi.
Bir gece restaurantta envai çeşitte denediğimiz Zebra, Sırtlan,Timsah vb. etleri denemek güzeldi ancak diş etlerimizin ertesi gün sızlamalarını saymazsak:)
Özetle yemeklerle ilgili çok bir öveceğim yön yok:) Damak tad bu bakarsınız siz beğenirsiniz, deneyin bakalım.
En leziz yemekleri Zanzibar'da kaldığımız otelde İtalyan şef yaptı orası tartışılmaz ancak onlar da Afrikan değil İtalyandı tabi günün sonunda:)

Neler Alınır?
Afrika tahtadan yapılmış çok ama çok güzel dekorasyon ürünleri ile dolu.
Afrika kabilelerinin giyimde kullandıkları peştemaller, rengarenk takılar, terlikler fazlasıyla otantik ve alınası.
Ayrıca inanılmaz resim yetenekleri var.
Elimden gelse çok farklı değişik tarzda çizimlerle dolu tabloların hepsini alıp getirmek isterdim.
Ücretlere gelince burdan alacağımız fiyattan daha uyguna da var aynı eşdeğer paralarada var, yanınıza sıkı bir pazarlıkçı alırsanız oldukça ekonomik fiyatlara getirebilirsiniz.

Notlar:
1.Masai Mara'ya gidiyorsanız yanında mutlaka sinek ilacını almayı unutmayınız
2.Burası bir çöl sabahları buz öğlenleri yanan alev unutmayın, yanınıza hem uzun kollu hem kısa kollu alın.
3.Bacaklarını hep kapyacak pantolonlar almakta fayda var, her türlü böcek riski var.
4.Masai Mara bölgesine gitmeden Sarı Humma aşınızı yaptırmanızda fayda var.
5. Afrika'nın suları hastalık riski nedeniyle içilmemeli, yanınıza şişe sular alırsanız iyi olur biz öyle yaptık ayrıca otel ve marketlerden de kapalı su alınabilir.
6.Tüm yukarıda yazdıklarım özellikle Masai Mara bölgesi için dikkate alınabilir, Zanzibar için durum farklı. (İyi anlamda:))



Son olarak; Afrika safari de yapmayı planlıyorsanız tam bir macera seyahati.
Hayatımda unutamayacağım gözlerimi her kapadığımda o sonsuz vahşi yaşamı hatırlayacağım eşsiz bir deneyim yaşadım.
İyi ki de yaptık diyorum!
Sakın bu seyahati maddi olarak gözünüzde çok büyütmeyin evet maliyetli ancak iyi planlanmış bir ön hazırlıkla(1 yıl kadar önceden tabi:):)) bu geziyi herkes yapabilir.
Unutmayın ''ZAMAN GERİ GELMEZ ANCAK PARA GERİ GELİR''!
Ben hep bunu bilir bunu söyler ve bunu hatırlatırım kendime.
Sorularınız, merak ettikleriniz olursa her zaman bana yazabilirsiniz.

''Afrika'da her sabah bir ceylan uyanır, en hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini yoksa öleceğini bilir.
Afrika’da her sabah bir aslan uyanır, en yavaş ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini yoksa aç kalacağını bilir.
Aslan ya da ceylan olmanızın bir önemi yoktur.yeter ki güneş doğduğunda koşmak zorunda olduğunuzu bilin.''

Sevgiler

Bu Yazıyı Paylaşmak İstersen

Yorumlar

Sayfayı Paylaş